Olmasını istediğim birçok umut biriktirdim avuçlarımda, Sevgiyle dokunan ellerine bırakmak için. Duydugum vaatlere, şahit olduğum imkânsızlıklara rağmen, Aldığım yaralara sarıldım. Kurduğum hayallerle akladım sevdamı Ve anladım: sabrım şifamdı. Belki de varoluş sebebim bundandı. Acılarla büyüttüğüm umutlarım gerçek geliyor bana. Hayal hanemin avlusunda boy vermiyor günebakanlar, Gecemi aydınlatmıyor dolunay, Menekşeler açılmıyor gün yüzü görmemiş camlarımda. Herşeye ragmen özgürlüğe heves ediyordu kafesteki kuşlarım. Her seferinde yeniden, yeniden, yeniden... Bunca yıl dolunaydan çaldığım ışıklarla Aydınlattım karanlık yanlarımı. Her gece kandilleri yaktın yüreğimde, Şiirler, türküler ve kavgalar eşliğinde. Sevdam sabrım oldu. Özledikçe kendime daha sıkı sarıldım. Ben acılara gönüllü olmayı seçtim. Kirlenmemek için kendimden geçtim. Gizleyerek büyüttüm umutlarımı. En uzak yollardan geldim... Her uzaklık bir mahpushane avlusuydu; Voltamı sana gelebil...
Duruşumuz Olmalı Son Nefese Kadar
Bir amaç uğruna mücadele etmek, hayatın yalnızca belirli bir dönemine sıkıştırılacak bir görev değildir. Akıl baliğ olan her Müslüman gibi bizler de ömrümüzün sonuna kadar Allah’ın emirlerinden sorumluyuz. Bu sorumluluk, bir bayrak yarışı gibi bir noktadan sonra başkasına devredilecek bir görev de değildir. Zira yarının dünyası, bugünün sorumluluğunu üstlenenlerin gayretleriyle şekillenecektir.
İman yalnızca kalpte taşınan bir inançla değil; elindeki imkânları en iyi şekilde kullanmakla mümkün olur. Merhum Erbakan Hocamızın “İman varsa imkân vardır.” sözü, tam da bunu anlatır. Görmeyeceğimiz bir geleceği en güzel şekilde inşa etmek için çalışmak, Müslüman olarak görevimizdir.
“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.”
(Necm Suresi, 39. Ayet)
O hâlde nasıl bir dünya istiyorsak, o uğurda çalışmalıyız. İnsanlık tarihi gösteriyor ki en zor zamanlarda bile umudunu kaybetmeyen, Allah’ın emri doğrultusunda yola çıkanlar; karanlığı del...