Ana içeriğe atla

Acılara Gönüllüydüm Ben

Olmasını istediğim birçok umut biriktirdim avuçlarımda,
Sevgiyle dokunan ellerine bırakmak için.
Duydugum vaatlere, şahit olduğum imkânsızlıklara rağmen,
Aldığım yaralara sarıldım.
Kurduğum hayallerle akladım sevdamı
Ve anladım: sabrım şifamdı.
Belki de varoluş sebebim bundandı. 

Acılarla büyüttüğüm umutlarım gerçek geliyor bana.
Hayal hanemin avlusunda boy vermiyor günebakanlar,
Gecemi aydınlatmıyor dolunay,
Menekşeler açılmıyor gün yüzü görmemiş camlarımda.
Herşeye ragmen özgürlüğe heves ediyordu kafesteki kuşlarım.
Her seferinde yeniden, yeniden, yeniden...
Bunca yıl dolunaydan çaldığım ışıklarla
Aydınlattım karanlık yanlarımı.
Her gece kandilleri yaktın yüreğimde,
Şiirler, türküler ve kavgalar eşliğinde.
Sevdam sabrım oldu.
Özledikçe kendime daha sıkı sarıldım.

Ben acılara gönüllü olmayı seçtim.
Kirlenmemek için kendimden geçtim.
Gizleyerek büyüttüm umutlarımı.
En uzak yollardan geldim...
Her uzaklık bir mahpushane avlusuydu;
Voltamı sana gelebilmek icin attım.
Sevgiyle dokunan avuçlarından su içebilmekti muradım...

Günebakanların sarısını özledim ben...
Ve menekşelerin morunu
Lisanını öğrenmek için çok çabaladım hasretin...
Yaşamak bir umut oluyordu
Kucaklaşmak özgürlük.
Ve gözlerinde gözlerimi görmek..
Belkide varoluş sebebimiz buydu...

Özgürlüğe boyadım saksımdaki çiçekleri.
Duyduğum en acıklı nağıtlarda, gözyaşlarımı gizledim.
Emin oldum: hayat veren sebepsiz sevdirmemişti.
Sebebim...
Sabrım, sadrım, nefesim ve acılarım...
Attım tüm yapma sevgileri, yüreğime sadece aşkı fideledim.
Bildim ne halde olursam olayım,
Tüm varlığımla, var edenin elindeydim.

Ayşegül Duran

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İbrahim İçimdeki Putları Devir

"İbrahim, içimdeki putları devir elindeki baltayla. “ Bazen defalarca dinlediğimiz ezgiler vardır ya hani... Üzerinden uzun zaman geçse de unutamadığınız. Benim de uzun zamandır içimde söylenen ezgi; "İbrahim, içimdeki putları devir, elindeki baltayla... Kırılan putların yerine yenilerini koyan kim? İbrahim gönlümü put sanıp kıran kim” Ne güçlü bir ifade... Yazanın kalemine, söyleyen Aykut Kuşkaya'nın yüreğine sağlık. Dinlemediyseniz mutlaka tavsiye ediyorum. Hepimizin içimizdeki putları kırma zamanı çoktan geldi. Ama önce... onları tanımamız gerekiyor. Kastettiğim putlar sadece bir taştan yapılanlar değil, gönülden de yapılan putlar vardır. Önceliğimiz olan, kural koyan, bize yön veren.... Bizim gönlümüzdeki putun adı ne? Seni ve beni İslam davasından uzaklaştıran ne? Evlat sevgisi mi? Rızık kaygısı mı? Konfor alanının sakinliği ve sıcaklığı mı? Okul telaşı, diploma yarışı mı? Hangisi bizim imanımızı gölgede bırakıyor? Hangisi yüreğimize yerleşmiş, bizi ağ...

Asra Yemin Olsun ki

Asra Yemin Olsun Ki Mümin, nerede duracağını bilmelidir. Sadece mekânsal anlamda değil; ahlaki, vicdani ve imani anlamda da. Doğru yerde durmak; rüzgâra göre savrulmadan, kalabalığa göre yön değiştirmeden, hakikat ne ise onun yanında saf tutabilmektir. Vakfe, tam da burada anlam kazanır: Durmak, aceleden kaçınmak, kalbi hizaya almak… Mümince bakış ise duruşun aynasıdır, yansımasıdır. İnsan nerede duruyorsa hayata oradan bakar; görmekten öte, anlamaya talip olur. Hikmetle bakan göz, sadece görüneni değil, görünenin ardındaki maksadı da arar. Feraset, doğru yerden bakmanın derinleşmiş hâlidir. Rahmânî bakış, bu kavramları geçici ölçülerden kurtarıp bâki değerlerle okuyabilmeyi öğretir. Zamanı, mekânı ve insan ilişkisini gündelik telaşın dışına taşıyabilmeyi… Anı tüketmek yerine anlamlandırmayı; mekânı sadece bulunulan bir yer değil, şahitlik edilen bir alan olarak görmeyi… Bizi biz yapan şeyler yalnızca yaptıklarımız değildir. Çoğu zaman, yapmamız mümkünken vazgeçt...

YÜRÜMEK

Allah’ın selamı üzerinize olsun kardeşlerim. Kardeşlerim diyorum çünkü Rabb’imiz “Müminler kardeştir.” Buyuruyor. Bu yazımda sizlere suni gündemlerden ziyade, kendi gündemimden bahsetmek istiyorum. Hafta sonu pürdikkat dinlediğim, -bazen- ağladığım ve sonrasında neden not almadım diye kendime kızdığım söyleşi tadında bir eğitim programına katıldım. Bu programın bende uyandırdığı duyguları sizlerle paylaşmak istiyorum.  “Güzellikler paylaştıkça çoğalır” sözüne hep inanarak... Programa konuşmacı olarak katılan eğitimci, hekim  Betül hanımefendiye teşekkür ediyorum. Kendisi, ömrünü “Allah yolunda daha fazla ne yapabiliriz?” derdiyle geçiren adanmış biri. Allah ondan ebeden razı olsun. “Yürümek; insan olarak yaptığımız eylemlerden biri ve yürürken aynı zamanda düşünmek” diye başladı eğitim semineri. Öyle bir yürüyüş ki; hayatını ortaya koyarcasına. Ölmek için yaşarcasına... Ya da yaşatmak için yaşamak, tıpkı Mu’âz bin Cebel gibi... İlim aşığı, Kur’an sevdalısı, g...