Ana içeriğe atla

Kayıtlar

#okumak etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Gönülle Okumak

Bazen insanın içine öyle bir sessizlik çöker ki, dışarının tüm gürültüsünden yavaşça uzaklaşır; geriye yalnızca kalbin derinlerinden yükselen ince bir çağrı kalır. Okumak, işte o çağrıya kulak vermekle başlar. Karanlık bir odanın ortasına usulca bir kandil yakmak, gönlün karanlık köşelerine hafif bir ışık tutmak gibidir. Her kelime ruhu okşayan bir melteme, her cümle ise içinizde yıllardır kavuşmayı bekleyen bir buluşmaya dönüşür. İnsan bu yolculukta fark eder ki, okumak yalnızca gözle yapılan bir eylem değil, gönülle yapılan ve kendi içine doğru atılan bir adımdır. Bu adımı attığında, okumanın aslında uçsuz bucaksız bir derya olduğunu görür insan, derinlerinde gizli bin bir mucize ve güzellik saklayan... Okudukça insan kelimelerin içinde, cümlenin ardında gizlenmiş hakikatlere rastlar; kendiyle hâllenir, demlenir ve çevresiyle barışır. Okumak bir sevda, bir aşk hâline gelir; insanın kendi kendini yenilediği bir yolculuk başlar. Bu yolculuk bilinmeyen kapıları aralar. Okuma...

21.yüzyıl ve İmtihan

Müslümanlar olarak içinde bulunduğumuz bu imtihan sadece bu asrın meselesi değildir. Bu, hayrın ve şerrin, iyiyle kötünün mücadelesidir. Bu hak ve batılın çatışmasıdır. Müslüman, içinde yaşadığı dünyanın perişan ve derbeder halinin farkında olmalı ve bu durumun yol açtığı çıkmazların çözüm yollarını aramalı.  Bunun hak ve batıl savaşı olduğunu unutmamalı.  21. yüzyılda gücü elinde bulunduran emperyalizmin dünya üzerindeki haksızlıkları, ahlâksızlıkları, gaddarlıkları, zalimlikleri ve Müslümanların üzerindeki hesapları gözler önünde... Her devrin olduğu gibi bizim içinde bulunduğumuz bu devrin de imtihanı zor. Sınırda kılıçla kalkanla eşit şartlarda cenk etmek mi zor, sınırlar ötesinden bir düğme ile bir insanlığın yok olduğunu görmek mi? Hatta gözle görülmeyen bir mikroorganizmanın insanları yıllarca evinde hapsetmesi mi?  Öyle bir çağda, öyle imtihanlardan geçiyoruz ki... Karşı koymak için önce düşmanı tanımak gerekiyor. Tanımadan onunla savaşmak imkânsız. Ay...

Öğreten Öğretmen Olmak

 “Büyüyünce ne olmak istersin?”sorusuna büyüdüğümde verdiğim cevap yine aynı: Öğreten olmak istiyorum. Bu isteği yüreğime düşüren kişilerden bahsetmek istedim bu yazımda sizlere. Küçük yerin büyük insanlarından, hatta benim küçük dünyamın büyülü insanlarından. Hani gördüğünüzde gayriihtiyari yüzünüze bir tebessüm yayılır ya,  huzur denildiğinde, güven denildiğinde aklınıza gelen isimler vardır ya hani… Hayatınızda bulunduğu süreden ziyade, hayatınıza kattığı güzellikler yaşadığınız sürece devam eder ya hani… İşte o insanlara denk geldiğimde, büyük denmeyecek kadar küçüktüm. Ortaokul yıllarında ilçedeki okulumuza biri din kültürü ve ahlâk bilgisi, biri tarih öğretmeni olan karı koca, iki güzel insan atanmıştı. Onlar için belki bir sürgün göreviydi burası ama bizim için yüreğimize yakılan nevruz ateşiydi. Eğitimcilerin; bir insanın şekillenmesinde, donanımlı olmasında, karakterinin oluşmasında ailesi kadar önemli bir rol oynadığına birebir şahit olmuştum. Öğre...

Tutunduğumuz Şeyler...

Öyle anlar var ki yılların tecrübesine bedel diye düşündüren... Öyle haller var ki yaşamasan yarım kalacağını hissettiren... Nasip denen şeyi, yaşadım bir kez daha... Ne zamandır gözüme çarpan, bir çok öğrencime hediye ettiğim halde okumak nasip olmayan bir kitap vardı. KÜÇÜK PRENS " Antoine de Saint- Exupéry. Onu okudum dün akşam... Buda öyle küçük bir el kitabı işte, daha önce okusaydım keşke dedirten... İnsana bir çok kişisel gelişim kitabının vermediği mesajlar veren.. "Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan daha güçtür. Kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir" işte bu paragrafı okuduğumda kendimi yargıladım, okumadığın bir kitabı başkalarına hediye etmek hiç hoş bir davranış değildi. Çok kızdım kendime, görünüşüne aldandığım ve okumadığım  için kızdım!.. Sahi insan ilişkileri de öyle degilmi, ön yargılarla kaçırdığımız kim bilir kaç yürek vardır... Bazı arkadaşlıklar, uzun uzun yıllarını alır, bazı dostluklar yürekten olur ve ...