Hep sen konuşuyorsun, şimdi biraz da ben konuşayım. Hep sen istiyorsun, hep sen acele ediyorsun. Bana “bir şey olmaz” dediğin yerde, aslında çok şey oluyor ama sen görmezden geliyorsun. Beni günaha öyle süsleyerek çağırıyorsun ki, isteyen sen misin, ben miyim ayırt edemiyorum. “Herkes böyle”, “kalp temiz olduktan sonra” diyerek günahı hafifletiyorsun. Oysa biliyorum; sen hakikati değil, nefse hoş geleni istiyorsun. Sabır zor geliyor sana, sınır ve kurallar rahatsız ediyor. Gel açık açık konuşalım ey nefsim! Sen beni günaha çağırdığında, aslında kul olmaktan uzaklaşmaya çağırıyorsun. Çünkü gıybet, yalan, ahlaksızlık sadece bir anlık hata olarak kalmıyor; kalbi zedeleyen, bakışı bozan, güveni çürüten bir yol oluyor. Sen bana bunu özgürlük diye sunuyorsun ama sonunda bıraktığın şey hep daha büyük bir pişmanlık oluyor. Ey nefsim, sen hep “şimdi” dersin. Ama Allah “sonra”yı da bilir. Ben sadece şimdiyi değil, sonrasının hesabını da düşünen bir kul olmak istiyorum. Takva burada d...
Azadeyim narından, burda yandığım yeter.. Vuslatın baharına, çiçekler açsın gönül Bir diyar-i muamma, gurbet ölümden beter... Kırk gece düğün edip, sıratı geçsin gönül...