Ana içeriğe atla

Biraz Konuşalım Ey Nefsim


Hep sen konuşuyorsun, şimdi biraz da ben konuşayım. Hep sen istiyorsun, hep sen acele ediyorsun. Bana “bir şey olmaz” dediğin yerde, aslında çok şey oluyor ama sen görmezden geliyorsun.

Beni günaha öyle süsleyerek çağırıyorsun ki, isteyen sen misin, ben miyim ayırt edemiyorum. “Herkes böyle”, “kalp temiz olduktan sonra” diyerek günahı hafifletiyorsun. Oysa biliyorum; sen hakikati değil, nefse hoş geleni istiyorsun. Sabır zor geliyor sana, sınır ve kurallar rahatsız ediyor.

Gel açık açık konuşalım ey nefsim!

Sen beni günaha çağırdığında, aslında kul olmaktan uzaklaşmaya çağırıyorsun. Çünkü gıybet, yalan, ahlaksızlık sadece bir anlık hata olarak kalmıyor; kalbi zedeleyen, bakışı bozan, güveni çürüten bir yol oluyor. Sen bana bunu özgürlük diye sunuyorsun ama sonunda bıraktığın şey hep daha büyük bir pişmanlık oluyor.

Ey nefsim, sen hep “şimdi” dersin.

Ama Allah “sonra”yı da bilir.

Ben sadece şimdiyi değil, sonrasının hesabını da düşünen bir kul olmak istiyorum.

Takva burada devreye giriyor işte; gözünle, kalbinle, niyetinle Allah’ın huzurunda olduğunu bilerek… Kimse görmezken de durmak, varlıkların sahibinin her şeyi gördüğünü bilerek sabretmek.

Senin hoşuna gideni değil, Rabbinin razı olacağını seçebilmek…

Hatalar sadece bedeni değil, kalbi de kirletir. Ve kalp kirlenince ibadet ağır gelir, dua zorlaşır, huzur uzaklaşır. Sen bunu söylemezsin bana; çünkü sen anlık hazdan hoşlanırsın, bilirim.

Kul olmak, her istediğini yapmak değildir.

Kul olmak, istediğine rağmen rıza-yı İlahi için durabilmektir.

Gel, bir şey daha konuşalım ey nefsim…

Ben kendim için istediğimi tüm kardeşlerim için istiyorum. Heva ve hevesimle kimseyi ezmek istemiyorum.

Peygamber Efendimiz: “Nefsimi elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bir kişi hayırdan kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe mükemmel bir şekilde iman etmiş olmaz.” buyurur. Bize bıraktığı ölçü bu; bu ölçüde istikamet üzere kalmak istiyorum.

Şimdi sus ey nefsim…

Sen sus ki, sükûtla kalp konuşsun.

“Bırak beni kul olayım.” diyorum ama biliyorum ki bu mümkün değil. Ayette Hz. Yusuf şöyle buyurur:

“Yine de ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis, Rabbimin acıyıp koruması dışında, daima kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır.” (Yusuf, 53)

Hz. Yusuf Peygamber bile seni temize çıkarmamışken, ben seni nasıl temize çıkarayım?

En güzeli, Peygamber Efendimizin duasıyla senin şerrinden Rabbime sığınayım:

“Ey Allah’ım! Senin rahmetini umuyorum. Beni göz açıp kapayıncaya kadar da olsa nefsimle baş başa bırakma. Halimi tümüyle düzelt. Senden başka ilah yoktur.”

Biliyorum ey nefsim, aceleyle yaşanan bir pişmanlıktan daha hayırlıdır sabırla uzak durulan bir günah…

Günahtan kaçındığımda bu sefer de beni sevap işlemekten alıkoyacaksın. Senin aldatmalarınla baş etmek kolay değil. Yardım etmek istesem, “Allah dileseydi onlara da verirdi.” dersin. Cihat etmek istesem, “Dünyayı sen mi düzelteceksin?” dersin. İbadet etmek istesem, “Acele etme, daha vaktin var.” dersin.

Fısıltıların kalbimin dengesini bozar sana kulak assam. Sen bana “Yapamazsın”, “sabredemezsin” dersin.

Ama ben niyet ettim senin şerrinden Rabbime sığınmaya…

Belki zorlanacağım, belki yanılacağım, belki düşüp yeniden ayağa kalkacağım.

Ama ben biliyorum: Allah kulunu zayi etmez ve sabredenlerle beraberdir.

Selam ve dua ile…

Ayşegül'den...

Yorumlar

  1. Ve Aleyküm selam efendim, Rabbim razı olsun efendim, elinize emeğinize sağlık çok teşekkür ederim selamlar saygılar

    YanıtlaSil
  2. Kaleminize sağlık hocam. Şu çağdaki insanların özeti olmuş. Çok hatalı ve günahkarız. Nefsimizden Allah'a sığınırız

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İbrahim İçimdeki Putları Devir

"İbrahim, içimdeki putları devir elindeki baltayla. “ Bazen defalarca dinlediğimiz ezgiler vardır ya hani... Üzerinden uzun zaman geçse de unutamadığınız. Benim de uzun zamandır içimde söylenen ezgi; "İbrahim, içimdeki putları devir, elindeki baltayla... Kırılan putların yerine yenilerini koyan kim? İbrahim gönlümü put sanıp kıran kim” Ne güçlü bir ifade... Yazanın kalemine, söyleyen Aykut Kuşkaya'nın yüreğine sağlık. Dinlemediyseniz mutlaka tavsiye ediyorum. Hepimizin içimizdeki putları kırma zamanı çoktan geldi. Ama önce... onları tanımamız gerekiyor. Kastettiğim putlar sadece bir taştan yapılanlar değil, gönülden de yapılan putlar vardır. Önceliğimiz olan, kural koyan, bize yön veren.... Bizim gönlümüzdeki putun adı ne? Seni ve beni İslam davasından uzaklaştıran ne? Evlat sevgisi mi? Rızık kaygısı mı? Konfor alanının sakinliği ve sıcaklığı mı? Okul telaşı, diploma yarışı mı? Hangisi bizim imanımızı gölgede bırakıyor? Hangisi yüreğimize yerleşmiş, bizi ağ...

Asra Yemin Olsun ki

Asra Yemin Olsun Ki Mümin, nerede duracağını bilmelidir. Sadece mekânsal anlamda değil; ahlaki, vicdani ve imani anlamda da. Doğru yerde durmak; rüzgâra göre savrulmadan, kalabalığa göre yön değiştirmeden, hakikat ne ise onun yanında saf tutabilmektir. Vakfe, tam da burada anlam kazanır: Durmak, aceleden kaçınmak, kalbi hizaya almak… Mümince bakış ise duruşun aynasıdır, yansımasıdır. İnsan nerede duruyorsa hayata oradan bakar; görmekten öte, anlamaya talip olur. Hikmetle bakan göz, sadece görüneni değil, görünenin ardındaki maksadı da arar. Feraset, doğru yerden bakmanın derinleşmiş hâlidir. Rahmânî bakış, bu kavramları geçici ölçülerden kurtarıp bâki değerlerle okuyabilmeyi öğretir. Zamanı, mekânı ve insan ilişkisini gündelik telaşın dışına taşıyabilmeyi… Anı tüketmek yerine anlamlandırmayı; mekânı sadece bulunulan bir yer değil, şahitlik edilen bir alan olarak görmeyi… Bizi biz yapan şeyler yalnızca yaptıklarımız değildir. Çoğu zaman, yapmamız mümkünken vazgeçt...

YÜRÜMEK

Allah’ın selamı üzerinize olsun kardeşlerim. Kardeşlerim diyorum çünkü Rabb’imiz “Müminler kardeştir.” Buyuruyor. Bu yazımda sizlere suni gündemlerden ziyade, kendi gündemimden bahsetmek istiyorum. Hafta sonu pürdikkat dinlediğim, -bazen- ağladığım ve sonrasında neden not almadım diye kendime kızdığım söyleşi tadında bir eğitim programına katıldım. Bu programın bende uyandırdığı duyguları sizlerle paylaşmak istiyorum.  “Güzellikler paylaştıkça çoğalır” sözüne hep inanarak... Programa konuşmacı olarak katılan eğitimci, hekim  Betül hanımefendiye teşekkür ediyorum. Kendisi, ömrünü “Allah yolunda daha fazla ne yapabiliriz?” derdiyle geçiren adanmış biri. Allah ondan ebeden razı olsun. “Yürümek; insan olarak yaptığımız eylemlerden biri ve yürürken aynı zamanda düşünmek” diye başladı eğitim semineri. Öyle bir yürüyüş ki; hayatını ortaya koyarcasına. Ölmek için yaşarcasına... Ya da yaşatmak için yaşamak, tıpkı Mu’âz bin Cebel gibi... İlim aşığı, Kur’an sevdalısı, g...